Herkese merhaba! Bugün, hayatımızda her gün verdiğimiz kararları biraz daha kolaylaştırabilecek 3 basit ama etkili zihin modelinden bahsedeceğim. Bu yazı, benim de çok keyifle okuduğum ve faydalı bulduğum bir içeriği sizlerle paylaşmak amacıyla yazıldı. Son zamanlarda, kararlarımı daha net bir şekilde verebilmek için araştırmalar yaparken karşılaştım bu modellerle. Ve gerçekten hayatımda bir fark yarattığını gördüm.
Hepimiz, her gün birçok küçük büyük karar veriyoruz: Ne yiyeceğiz, hangi filmi izleyeceğiz, hangi işi önceliklendireceğiz… Ama bazen, bu kararlar çok karmaşık hale gelebiliyor, değil mi? İşte tam da böyle zamanlarda, bu 3 basit ama güçlü zihin modeli devreye giriyor.
“İlk İlkeye Dönmek”, “İkincil Etkileri Düşünmek” ve “Ters Düşünme” gibi modeller, kararlarınızı daha netleştirmenize ve belirsizliğinizi azaltmanıza yardımcı olabilir.
Bu modelleri biraz daha derinlemesine inceleyelim. Umarım siz de benim gibi faydalı bulursunuz.
İyi okumalar!
1. İlk İlkeye Dönmek: Temel Gerçekleri Görmek
Hayat bazen o kadar karmaşık hale gelebiliyor ki, ne yapacağımızı şaşırıyoruz. İşte tam da bu anlarda, İlk İlkeye Dönmek (First Principles Thinking) devreye giriyor. Bu düşünme tarzı, olayları en temel düzeyde anlamamıza yardımcı oluyor. Yani, her şeyi karmaşıklaştırmadan önce, gerçekten ne olduğunu ve nedenini anlamaya çalışmalıyız.
Peki, bunu nasıl yapabiliriz? En basit haliyle: Her şeyi sıfırdan sorgulayarak! Elon Musk’ın uzaya gitme konusunda yaptığı gibi: “Roketin maliyeti neden bu kadar yüksek?” demek yerine, “Gerçek maliyet nedir? Roketi nasıl daha ucuz yapabiliriz?” diye düşünmek. Bu yaklaşım ona, uzay yolculuğunda devrim niteliğinde kararlar alma yolunu açtı.
Tabii, bu tarz bir düşünce kolay değil. Çünkü çoğu zaman alıştığımız düşünme biçimlerinden sıyrılmak zor olabiliyor. Ama şunu hatırlayın:
Bu kararı alırken, gerçekten değiştiremeyeceğim şeyler ne?
Bu soruyu sormak, size sağlam bir temel atmanıza yardımcı olabilir.
2. İkincil Etkileri Düşünmek: Her Adımın Geleceği
İkincil Etkiler (Second-Order Thinking) düşündüğünüzde, anlık sonuçların ötesine geçmeyi fark ediyorsunuz. Genellikle, bir karar alırken sadece o anki faydalara odaklanıyoruz. Ama uzun vadeli etkiler, doğru kararlar almamıza çok yardımcı olabilir.
Diyelim ki bir iş teklifi aldınız. Teklif çok cazip: yüksek maaş, iyi imkanlar… Ama bu kararın, kişisel hayatınıza, sağlığınıza ya da geleceğinize nasıl yansıyacağını hiç düşündünüz mü? İşte, ikincil etkiler burada devreye giriyor. Kısa vadede kazandığınız şeyler, uzun vadede kayıplara yol açabilir.
Bunu hayatımda fark ettiğimde, her zaman sadece ne kazanacağımı değil, ne kaybedeceğimi de düşünüp karar vermeye başladım. Bu yaklaşım, çok daha sağlam sonuçlar aldı.
Bir adım atarken şu soruyu sormak önemli: Bu kararın etkisi sadece şimdi değil, ilerleyen yıllarda nasıl şekillenecek?
3. Ters Düşünme: Başarısızlıkları Önlemek
Ters Düşünme (Inversion Thinking), aslında çok güçlü ama çoğu zaman göz ardı edilen bir yöntem. Burada yaptığınız şey, doğru kararlar almak için “Bunu nasıl başarısızlığa uğratırım?” diye düşünmek. Bu yaklaşım, tehlikeleri daha net görmemize yardımcı oluyor.
Başarılı insanların çoğu, zor kararlar alırken bu yöntemi kullanıyor. Mesela, yatırımcı Charlie Munger, başarısızlıkları önlemek için sürekli olarak bu şekilde düşünür. Çünkü bazen başarı, sadece başarısızlıktan kaçınmakla ilgilidir.

Sonuç: Adım Atmak, Hatalardan Öğrenmek
Bütün bu düşünce tarzlarını düşündükçe, fark ettiğim şey şu oldu:
Her doğru karar, sadece bir anlık bir seçim değil, birkaç iyi kararın birleşimidir.
Başlangıçta bu düşünce biçimlerini uygulamak zor olabilir. Ama zamanla, kararlarımda daha dikkatli ve bilinçli olmaya başladım. Evet, hala bazen yanlış kararlar veriyorum. Ama her yanlış adımda biraz daha öğreniyor, daha iyisini yapıyorum.
Unutmayın, mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Ama doğru kararları küçük adımlarla almak, hayatınızı değiştirebilir. Çünkü her doğru karar, hayatınıza küçük ama değerli bir değişim getirir.
Umarım sizler için faydalı olmuş, okurken ve okuduklarınızı yorumlarken benim kadar keyif almışsınızdır. Konuyu mümkün olduğunca kısa ve doğru bir şekilde aktarabilmeye çalıştım.
Her bir model kendi başına çok değerli, fakat benim en sevdiğim model ters düşünme (Inversion Thinking). Bu model, kararlar alırken potansiyel başarısızlıkları düşünmek ve onları önlemek üzerine odaklanmamıza yardımcı oluyor. Gerçekten de doğru kararlar almanın çoğu zaman, yanlışlardan kaçınmakla ilgili olduğunu fark ettim. Zihnimizdeki olası hataları önceden görmek, başarıya giden yolu çok daha net bir şekilde belirleyebilmemizi sağlayabiliyor.
Son olarak, bu yazıyı çok sevdiğim, basit ama anlamı derin bir kitabın son sözleriyle bitirmek istiyorum:
“Bazen soruların cevaplardan daha önemlidir.”
— Büyük Panda ve Küçük Ejderha
Sevgilerimle,
Sümeyra Kaplan
Çok güzel yazmışsın Sümeyra. Hepimizin hayatında olan şeyler ve yazdıklarını mutlaka bende hayatımda uygulayacağım. Teşekkürler
Çok teşekkür ederim değerli yorumun için Yaren
Birlikte düşünmek ve öğrenmek en güzeli:)